E-kitaplar Üzerine

0
36
Gösterimler

                Çağımızda başına “e” gelmemiş bir hizmete/nesneye rastlamak oldukça güç. Vinton Cerf’in, doğuştan işitme engelli eşi Sigrid’in dünya ile iletişim kurabilmesi için internetin temelini atmasıyla birlikte (Vinton amca çıtayı biraz fazla yükseltmiş.)  önce iletişim, daha sonra ise geriye kalan her şey bir “e” versiyonuna sahip oldu. Haliyle kitaplar da buna karşı kayıtsız kalmadı.

                Matbaanın icadıyla birlikte modern teknolojinin nimetlerinden faydalanmaya başladı kitap sektörü. Şimdi ise binlerce sayfalık kitaplar bir yana, binlerce kitabı cebimizde taşıyabiliyoruz.

                Kitap okumak her ne kadar zevkli ve faydalı bulduğum bir eylem olsa da Türkiye şartlarında kitap edinmenin nispeten pahalı olması ve sosyal medya ile birlikte bize zerk edilen “hızlı tüketim” alışkanlığı yüzünden uzun süre aynı işle ilgilenemiyor oluşumuz düşük okuma oranımızın temel sebepleri belki de. Bunun yanı sıra, eğer dışarı çıkarken yanınızda çanta taşımıyorsanız, yolda okumak üzere evden bir kitapla çıkmanız pek de olasılık dahilinde değil. Tüm bu şartlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan tabloda, dağların arasında parıldayan güneş olabilir e-kitaplar.

                E-kitaplar hem baskı maliyeti ortadan kalktığı için daha ucuz -ücretsiz olanları dahi mevcut- hem de her an elimizin altında olmaya çok müsaitler. Üstelik kitap okumak için o çok sevdiğimiz cep telefonumuzdan ayrılmak zorunda da değiliz.

                Ancak e-kitaplar da kusursuz değil elbet. Kitaplarınızı dijital ortama taşımanın en kötü yanı şüphesiz pil ömrü. Müjdemi isterim; artık pili biten kitaplarımız var 😊. Ancak eğer cep telefonunuz yerine e-kitap okumak üzerine özelleşmiş bir cihaz kullanıyorsanız, pil ömrü bir problem olmaktan çıkıyor; çünkü elektronik mürekkep teknolojisi kullanan bu cihazların pil ömrü 30 gün civarında.

                Diğer her şeyden öte, teknolojinin bizden söküp aldığı en temel hissin, yaşama hissinin, eksikliğini e-kitap teknolojisinde de hissediyoruz. Kitaplarımızı elektronik ortama aktardığımızda bir kitap sayfasının dokusunu ve kokusunu kaybediyor, tekrar küçük ekranlarımıza dönüyoruz. Bir kitabın sayfasını çevirmeyi, o kitaba kendi el yazımızla küçük notlar almayı unutuyoruz yavaş yavaş.

                Okumanın amacı bilgiye ulaşmak en temelinde ve bu yüzden önemi yok ne şekilde okuduğumuzun. Ancak kitaplar, dijital çerçevelerden kurtuluşun bir sembolü artık ve maalesef okuyabildiğimiz kadar dokunuyor, okuyabildiğimiz kadar hissediyoruz. Yani aslında sen, yalnızca okuyabildiğin kadar yaşıyorsun. Belki de bu yüzden, asla bir “e” olmamalı kitaplar, hep kağıt olarak kalmalılar.

Önceki İçerikMerhaba!
Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen buraya isminizi girin